15 Mart 2010 Pazartesi

Kapalıçarşı'nın Gizemin de bir Sanat MÜCEVHER

..........................................................................................................................................................................
Ağır...çok ağır, iki dram vardı, bu hafta sonumun günlerinde.Kendi yaşamımızın için de olmadığı için, tüm bencilliğimizle yok saydığımız ve tabi ki içten içe şükretmemiz gerektiğini söylerken, insanlıktan,insanlardan...utançın, usançın en dip noktasında; bir o yana, bir bu yana sarsılırken hayat karşısında, gerçeklere bir kez daha gözlerini aç diye beynini oyan bir ağırlık!

Bir film...Precious.
Bir kitap...Ali ile Ramazan.

Ne alakası var dimi başlıkla?

Sadece her zaman ki gibi şu an için bir kaçış, paylaşmak öncesinde...biraz zaman, biraz sindirmek için.
..........................................................................................................................................................................



Kapalıçarşı'yı defalarca gezmiş, alışverişler yapmışızdır, her seferinde, tarihi dokusuna, rengarenk kalabalığına, koşturmasına hayran kalarak. İstanbul'a yolu düşen bir çok insanın da mutlaka uğramışlığı vardır; biliriz yani Kapalıçarşı'yı.Biliriz sanırız ...



Yılbaşından kısa süre önce, yine bir etkinlik çerçevesinde kuzenimle beraber, Babı-ali caddesinde bulunan Mahrec Sanatevi'nde, güler yüzlerle açılan bir kapının ardından, çalışmaya katılım gösteren diğer kişilerle buluştuk.Program için de, sabahtan öğlene kadar Kapalıçarşı gezisi, sonrasında da atölye çalışması vardı.

O bildiğimizi sandığımız Kapalıçarşı'nın,bilmediğimiz gizemli hanlarında, kaybettik kendimizi,
Hanların içinde ki mücevher ustalarının, küçücük dükkanlarında ki ömürlük işçiliklerine şahit olduk tek tek,
Ellerinin altındaki değerli malzemelerine çizdikleri şekillerin, bir tek çizgisine verilen göz nurunda büyülendik,
Ocakçı, Mıhlamacı, Kalemkar, Cilacı, Mineci ustaların hikayeleri doldurdu kulaklarımızı...ruhumuzu.
Atölye'de Hraç Aslanyan'ın ince ince işleyip, taşlandırdığı muhteşem sanat eseri mücevherlerle rüyalara daldık,
Rober Usta'nın eğitiminden geçip, kendi ellerimizle yaptığımız gümüş takılarımızla, çok güzel bir rüyanın içinde evimize döndük.
Bugünden bana kalan, onca bilginin ve gümüş takıların dışında ki en önemli şey;
artık sanayi'ye dönüşmüş ve ustları parmakla sayılacak kadar az kalmış bu sektör de, el yapımı bir mücevhere sahip olduğunuz da ''tapınmak'' gerektiği düşüncesi...












http://www.mahrecsanatevi.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder