şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2010 Çarşamba

...


Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam.
Ama evet ! yeri gelir susarım.
Canımı çok yakan şeyler olur ama yinede susarım, tükenirim.
Buna izin de veririm aslında..
Salaklığımdan mı? Hayır!
...
Ben kimseye ''GİT'' de demem, diyemem.
O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır.
Ona o kadar şeye rağmen,o kadar değer veririm ki, hergün yaptıklarına utansın diye.
Ama bir gün öyle bir giderim ki;
Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz!


Sunay Akın

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Ağ...


Özlemin sökülürken bedenimden
yalnızlığın
ağları dokunur
ince
ince


Gülbin Tatlıağız

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Şiir Kentin Şiir Festivali

Gezindiğiniz her noktasında içinizden, dilinize kafiyeler oluşturur bu şehir. Kimi sokaklarında hiçliğinizin, kaybolmuşluğunuzun, kimi caddelerinde rengarenk bir hareketin, çoşkunun,kimi semtlerinde aidiyetinizin, varlığın, iki yaka arasında aşklarınızın, duygularınızın,gözlerinizin kamaştığı güzelliğin dile gelişi...yüreğinize değişiyle..gürültüler,sesler incelir, şiir olarak akar içinize İstanbul...
İşte bu şiirsel güzelliğin mekanında düzenlenen Uluslararası İstanbul Şiir Festivali 11 - 15 Mayıs tarihleri arasında çevre seslerini incelterek, duygularınıza seslenecek.

Şiir Hatları Vapuru ile son bulacak Festival Programını;

www.istanbulsiirfestivali.org/tr/index.asp

adresinden edinebilirsiniz.

Gülbin Tatlıağız

25 Nisan 2010 Pazar

ERGUVAN...İnci Kakmalı Yakutlar

Sevginin çoğul oğlu

Senin ülkende yalnız bütün özlemler

Bilirim yalnız orda, içtenlik, erinç, coşku

Bayrağındaki bir tek çiçekli dalla

O uçsuz bucaksız

Olanca görkemiyle bir Erguvan İmparatorluğu.


Edip Cansever


Uysal bir bahar yağmurunun altında ''inci kakmalı yakutlar'' gibi ışıldıyor erguvan ağaçları, şehrin sahipleri onlar, sessiz muhafızları.

Bu şehrin şiirini onlar yazıyor.

22 Nisan 2010 Perşembe

Özdemir Asaf ve Çocuk


ÇOCUKÇADA BEN VARIM

Ben böyle yazdım sanma
Ben böyle düşündüm
Başından beri
Sözcükler koşuyordu
Düşünmelerimin ardından
Çocuklar, çocuklar gibi
Bayram yerlerinde

Çocuklar oynuyordu
Düşlerimin içindeki
Bayram yerlerinde

Ben onlara
Hiçbir zaman
Kapalı perdeleri göstermedim
Kapalı kapıları göstermedim

Hiçbirini salıncağa bindirmedim
Sallamadım
Atlı karıncalarda döndürmedim
Onlar gelişi gidiş sandırırlar
Vuruşan otoları seviyorlardı onlar
Çünkü hem gidiyorlardı
Gidiyorken güldürüyorlardı
Kafa kafaya vurduruyorlardı
Gülüyorlardı
Bizi kandırdıkları gibi kandırırlar
Onlar
Yarın oynayacakları oyunu
Oyunun başını sonunu
Bizlerden iyi biliyorlardı.

Özdemir Asaf


23 Nisan Kutlu Olsun...

Gülbin Tatlıağız

14 Nisan 2010 Çarşamba

Eskiyen Yüzümde Aşk Yok Artık

düşlerimizi gösteren aynalar kırıldıktan sonra
hangi gerçektir gözümüzün kesiğinden ürken
kahırlı günlerimizle tenimize çizilen
bir zamanlar benimdi bu yüz diyor silinirken

düştü işte aşktan bir parça öpülmeyi beklerken


dökülmeden önceki halini bilirim bu dudakların

solmadan önceki allığını bu yanakların

ah bu benim gökyüzümdü kararmadan önce

ah bu benim resimlerimin boya kutusuydu kırılmadan önce

soldu işte aşktan bir parça çizilmeyi dilerken


cam kırıklarını toplarken çerçevelerin kenarından

kırılıyorsun sende kendinde bir yanından

görüyorum eksildiğini ellerimdeki parçalarından

döküldü işte aşkın gözlerinden yaşlar gülmeye giderken

ah bu benim gerçeğim kendinden ürken


Murat Kayalı

3 Nisan 2010 Cumartesi

Tel Cambazlarının Tel Üstündeki Durumu

Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiç birinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

TURGUT UYAR Gülbin Tatlıağız

16 Mart 2010 Salı

Her AŞK bir EFSANEDİR...


Çocukken, babamın görevi nedeniyle bulunduğumuz İzmit'ten, çok sık olmasa da İstanbul'a yola çıktığımızda başlardı rüya benim için.
Her seferinde aynı heyecanı duyar, içim içime sığmazdı.Orda geçirdiğim zamanlar da hep sihir gibi gelirdi bana.

Akraba ziyaretleri içinde de en çok annemin halasına yapılan ziyaretler mutlu ederdi.Kocaman bahçesi vardı, ahşap üç katlı evlerinin meyve ağaçları ile çevrili.Bahçenin içinde de küçük, küçük birbirine sıralanmış dört tane ev daha.
Müştemilat'miş çok daha önceleri.Ben bildiğimde için de kiracılar otururdu.

Halanın torunları vardı, benden büyük, benden küçük.Hepimiz o koca bahçenin içinde koşa ,koşa çeşitli oyunlar oynardık, kimse de tasalara düşmezdi düşsek bile...dizlerimizi silkeler kalkar devam ederdik oynamaya.

Evin ön bahçesinden yine ahşap merdivenlerle çok güzel bir tahta iskeleye inerdik...denizin kıyısına.
İskelenin üstün de oturur ayağımızı sallandırırdık denize.
Tam karşımızda ki ''Kız Kulesi''ne doğru. ''Hadi yüzerek gel!'' derdi sanki bana doğru seslenerek.
Cesaretlenmek için kim yüzebilir diye iddialar atardık ortaya daha yaşlarımız yakın olanlarla.Büyükler çoktan yüzmüştü zaten bir kaç kez.


Salacak'tı semtin adı.


Ev hala durur orda, tadilatlardan geçmiş olarak. Ama daha arkada, sahil yolunun ardında. Denizden daha uzak. Bahçesinde sıkış tepiş beton villalar. Halanın çocuklarının ve torunlarının paylaşamadığı, o nedenle de mütahite verilip, anlaşamamanın sonuçsuzluğunda bomboş...


Kız Kulesi'nin o iskeleden ''yüzerek gel bana'' deyişi ,hala anılarım da oyunlar oynar bana.


İstanbul da benim gibi...yaşlı kadınlar gibi, yaşamışlıklarını, hikayelerini anlatmayı sever sonuçta.

Onun hikayelerinden çok efsaneleri vardır aslında.Efsanelerin de yalanı, doğrusu tartışılmaz. Böyle olduğu için efsanedir zaten.

Başlar anlatmaya yaşlı İstanbul ;

''Afrodit Mabedi rahibelerinden Hero aşka yasaklıdır. Ancak bir yemekte, genç Leandres ile tanışır. Kadere meydan okumanın başladığı andır bu.Ya da meydan okumanın bir kader olduğu an...

Sonrası aşk ve tutku dolu gecelerindir.


Leandres, Hero'ya ulaşmak için gecenin serin sularına atlar ve yüzerek kuleye ulaşır. Hero ise bu aşk adına,denizi aydınlatabilmek için, ateş yakmaktadır.
Bu yasak buluşmalar bir çok gece böyle yaşanır gider. Ateş sadece denizin değil onların da aşklarını, aşkları adına çıktıkları yolu aydınlatmaktadır.
Ne varki bir gece Leandres'in, Hero'ya doğru yüzdüğü o anlarda, bir rüzgar o ateşi söndürür. Deniz aniden karanlığa bürünür.
Sevgilisinin yaşadığı, kendisini beklediği kuleye ulaşamayan genç aşık yolunu kaybeder ve deniz onu karanlıklarına çeker.
Sabah gün doğduğunda cesedi bulunur.
Bunu gören Hero'da acıya dayanamayıp kendini sulara bırakır, hayatına son verir. Afrodit'in lanetimidir bu? Aşk ile ölüm şehrin sularına yazılmıştır artık...''


Efsanelerden biri böyledir işte.


Bu aşk ve kader kulesinin farklı hikayeleri de vardır tabii.
Tarihin öteki olaylarına ya da gerçeklerine bakıldığındaysa, kimi zaman gümrük istasyonu, kimi zaman bir anıt mezar olarak kullanılmıştır.

Sunay Akın bir ara Kız Kulesi'ni Şiir Cumhuriyeti ilan etmişti.

Salacak'tan bakıldığında, güneş kulenin arkasından çok güzel batar.Bu şehirde yaşamanın şiirini daha derinden hissedebiliyorsunuz o zaman...

10 Mart 2010 Çarşamba

Paylaşım

Bitti...
Yıllarca deli, deli
dolandın...

durdun
gönlümde.
En ücra köşesine
fırlatmak için,

kullandım...
son gücümü.
Yuvarlana...
yuvarlana...
yüreğimden kaldırdım
cenazeni...

Aylin.

1 Mart 2010 Pazartesi

Bir ŞİİR, Bir ŞAİR, Bir KİTAP

Dedim ya ruhum karışık...Her yer karışık aslında!


Daha da mı karıştırır şiir..? Dinginlik verir mi..?


Sustun mu


Sustun mu
sarısı gizleniyor
son
baharın
sustun mu
adalar vapurunun
güvertesinde
denizden savrulan su
susuzluğumu
hatırlatıyor
sana
sustun mu
havalanıyor yeni camideki kuşlar
korkarak
korkuyu yüreğime bırakarak
sustun mu
susuyorum

Zati Erbaş




Hamsi 'den''İstavrit'' doğabilir mi?


Eğer... ''hamsi'' bir sanatçı ise, ne isterse doğurabilir!


Zati Erbaş : Şair,Seramik Sanatçısı,Camaltı Ressamı,

Doğa Okuyucu,Gezgin,Dağcı,Yelkenci

İstavrit : Aşkın,doğanın,insan ve toplumsal duyarlılığın şiirleri

Web Sitesi : http://www.zatierbas.com/