16 Temmuz 2010 Cuma

ÜÇ AYNALI KIRK ODA - MURATHAN MUNGAN

"Aşk, sevdiğimiz kişinin mazisini de ele geçirmemizi ister bizden...Aşk, birlikte yaşanmamış zamanları da ele geçirmek ister."
"Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır, insan o ifadeyi her şeyden çok daha fazla özler. O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler. Bir andır o, ama bütün zamanlara siner."


''Yol değil, yolculuktur önemli olan.
Nasıl yolculuk ettiğindir, nerede durduğun,...
nerede mola verdiğin,
ne zaman yoluna devam ettiğin,
hangi sapakları kullandığın,
hangi dönemeçleri aldığın,
ne zaman yavaşlayıp,
ne zaman hızlandığındır.
Kiminle yolculuk ettiğin de önemlidir elbet,
yoluna çıkanlara ne yaptığındır,
kimleri yoldan çıkardığındır,
yolunu kesenlere biçtiğin kaderdir...''



"Aşk sözkonusu olduğunda bilmek yetmiyor, bilmek değiştirmiyor, aşk kendi yasalarını istiyor sizden... aşk bilinç dinlemiyor.Aşkın kendine özgü bir bilinci ve o tuhaf bilincin kendince yasaları var. Tarife gelmeyen yasaları. Emirleri o veriyor...

"
Murathan Mungan

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Beyoğlu Rapsodisi

Nihayett!
Artık huzura ve kitaplarıma kavuştum.

Bunca yoğunluğun, yorgunluğun ve stresin ardından oyunun başarıyla sahnelenmesinin sonunda;

Başladığımdan beri her sayfasını heyecanla çevirdiğim Ahmet Ümit'in ''Beyoğlu Rapsodisi''ni bitirdim.
Bab-ı Esrar ve Patasana ile başlamıştım Ahmet Ümit okumaya.
Beyoğlu Rapsodisi'nden sonra polisiye de en başyazarım oldu...

Müthiş bir zeka ancak bu kadar güzel bir kurgu yaratabilir.
Yazacak çok şey var bu kitap için ama içimden coşanlar bir ipucu verir ve sizde yaratacağı heyecanı söndürür korkusuyla yazamıyorum.

Kurgunun o muhteşem polisiyesinin dışından sadece şunu söyleyebilirim ki;
eğer bir istanbul aşığı ve Beyoğlu sevdalısıysanız...bu kitabı okuduktan sonra, gökkuşağı bezeli bu şehrin kalbinin attığı Beyoğlu'nun şimdi ve geçmişinin, her sokağının, hemen hemen her binasının, oraya has tiplerinin, barlarının, hatta hatta kaldırımlarının bile içinde bulacaksınız kendinizi.

''Kenan'dan ayrılıp, ünlü Levanten mimar Alexandre Vallaury'nin yaptığı, bugün İnci Pastanesi, Emek ve İpek Sinemalarını kapsayan, ne yazık ki büyük bir bölümü kullanılmayan, Beyoğlu'nun en muhteşem yapılarından biri olan Cercle d'Orient binasının yanından Yeşilçam Sokağı'na girdim. Hala Beyoğlu'nun en güzel sineması olan Emek'in önünden geçerken, gösterimdeki filme baktım.Başrollerini Richard Gere ile Winona Ryder'ın oynadığı duygusal bir filmdi. Geçen gün Gülriz'le muhallebicide yaptığımız sohbeti hatırladım. Gülriz'i alıp bir akşam gelmeliydi.''

Mutlaka ama mutlaka okuyun derim!

Ben son kitabı ''İstanbul Hatırası''nın sayfalarını çevirmeye başladım bile...
Gülbin Tatlıağız

9 Temmuz 2010 Cuma

Ve Sahneee....

Oyunumuzu izlemek isterseniz aşağıdaki linke tıklayıp, şifre olarak ''tiyatro'' yazarak ulaşabilirsiniz.

http://tr.elapro.tv/MusterilereOzel-143/Dogus-Tiyatro

7 Temmuz Çarşamba Beyoğlu Muammer Karaca Sahnesi Provalar...

7 Temmuz 2010 ÇarşambaBeyoğlu Muammer Karaca Sahnesi Oyunumuz ...

Marcus Lycus
Tüm Ekip
Oyundan bir sahne
Ve selamlama anı...

Her şey Aralık ayında ''Garanti Emeklilik''in ''Hobimle Mutluyum'' hobi klübünden gelen bir maille başladı. ''Sahnedeyim'' adlı bir projesinin tanıtımı idi bu mail.Tiyatro izlemeyi çok severim ama hiç sahnede olmayı düşünmemiş yada hayal bile etmemiştim.
Neden olmasın?
Yaşamımda güzel bir anı kalırdı...

Şirketten arkadaşım Sermin'e de haber verdim ve beraberce başladık.
Dört aylık sunulan bu proje ''Ekol Drama Sanatevi''nin organizasyonsuzluğu, bizi sahneye hazırlayacak olan yönetmenin, erkek ağırlıklı bir oyunu bizim gibi kadın ağırlıklı bir gruba oynatma ısrarı, alakasız ve zamanı bol bol kendi diğer işlerine harcaması nedeniyle, haftanın iki günü işten çıkıp, yorgun argın sadece keyif alırız umuduyla başladığımız hobimiz 6. ayın ortalarına gelmemize rağmen ilerleyememiş ve fobi halini almaya başlamıştı.

Sonunda isyan ettik!
Ya bu projeyi sonlandırmadan hepimiz bırakacaktık ya da yeni bir yönetmenle en kısa sürede tamamlayacaktık.
Bu projeyi bize sunan iki firma ile toplantılar yaptık ve son 15 günde bize katılıp,haftanın beş günü özenle çalıştırarak, sonuca ulaşmamızı Yönetmenimiz Sn.Kadir Kandemir sağladı.

Dekorlarından, kostümüne kadar her bir noktasında bir ekip olarak çalıştığımız, ''Dün Gece Yolda Giderken Komik Bir Şey Oldu''adlı oyunumuzu, 3 Temmuz 2010 Cumartesi Cevahir'deki Devlet Tiyatrosu Sahnesi'nde, ikinci oyunumuzu da 7 Temmuz 2010 Çarşamba Akşamı Beyoğlu MuammerKaraca Tiyatrosu'nda sahneledik.

Güzel bir oyun oldu.
Sonuçtan seyirciler de, yönetmenimiz de memnun kaldı.

Bu kadar aksiliğe rağmen sahnede olmak, bu deneyimi yaşamak ve sonucun başarısı her şeye değdi aslında....

Artık mutlu ve huzurluyum...

Gülbin Tatlıağız

Bilgi: Oyunu Türkiye'de Haldun Dormen sahnelemiş.

http://www.haberturk.com/haber/haber/136278-dun-gece-yolda-giderken-cok-komik-bir-sey-oldu

http://www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=1742

http://www.ortadogugazetesi.net/haber.php?haber=-39dun-gece-yolda-giderken-komik-bir-sey-oldu-39&id=12216