kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2010 Pazar

Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita

Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu.
Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır.
Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır.
Yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar, yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz hikayedir....
Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir.
Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.

Göz doyar mı? Ne kadar görse, doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık?
Belki akıl, cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri?
Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?...
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.

Ece Temelkuran

16 Temmuz 2010 Cuma

ÜÇ AYNALI KIRK ODA - MURATHAN MUNGAN

"Aşk, sevdiğimiz kişinin mazisini de ele geçirmemizi ister bizden...Aşk, birlikte yaşanmamış zamanları da ele geçirmek ister."
"Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır, insan o ifadeyi her şeyden çok daha fazla özler. O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler. Bir andır o, ama bütün zamanlara siner."


''Yol değil, yolculuktur önemli olan.
Nasıl yolculuk ettiğindir, nerede durduğun,...
nerede mola verdiğin,
ne zaman yoluna devam ettiğin,
hangi sapakları kullandığın,
hangi dönemeçleri aldığın,
ne zaman yavaşlayıp,
ne zaman hızlandığındır.
Kiminle yolculuk ettiğin de önemlidir elbet,
yoluna çıkanlara ne yaptığındır,
kimleri yoldan çıkardığındır,
yolunu kesenlere biçtiğin kaderdir...''



"Aşk sözkonusu olduğunda bilmek yetmiyor, bilmek değiştirmiyor, aşk kendi yasalarını istiyor sizden... aşk bilinç dinlemiyor.Aşkın kendine özgü bir bilinci ve o tuhaf bilincin kendince yasaları var. Tarife gelmeyen yasaları. Emirleri o veriyor...

"
Murathan Mungan

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Beyoğlu Rapsodisi

Nihayett!
Artık huzura ve kitaplarıma kavuştum.

Bunca yoğunluğun, yorgunluğun ve stresin ardından oyunun başarıyla sahnelenmesinin sonunda;

Başladığımdan beri her sayfasını heyecanla çevirdiğim Ahmet Ümit'in ''Beyoğlu Rapsodisi''ni bitirdim.
Bab-ı Esrar ve Patasana ile başlamıştım Ahmet Ümit okumaya.
Beyoğlu Rapsodisi'nden sonra polisiye de en başyazarım oldu...

Müthiş bir zeka ancak bu kadar güzel bir kurgu yaratabilir.
Yazacak çok şey var bu kitap için ama içimden coşanlar bir ipucu verir ve sizde yaratacağı heyecanı söndürür korkusuyla yazamıyorum.

Kurgunun o muhteşem polisiyesinin dışından sadece şunu söyleyebilirim ki;
eğer bir istanbul aşığı ve Beyoğlu sevdalısıysanız...bu kitabı okuduktan sonra, gökkuşağı bezeli bu şehrin kalbinin attığı Beyoğlu'nun şimdi ve geçmişinin, her sokağının, hemen hemen her binasının, oraya has tiplerinin, barlarının, hatta hatta kaldırımlarının bile içinde bulacaksınız kendinizi.

''Kenan'dan ayrılıp, ünlü Levanten mimar Alexandre Vallaury'nin yaptığı, bugün İnci Pastanesi, Emek ve İpek Sinemalarını kapsayan, ne yazık ki büyük bir bölümü kullanılmayan, Beyoğlu'nun en muhteşem yapılarından biri olan Cercle d'Orient binasının yanından Yeşilçam Sokağı'na girdim. Hala Beyoğlu'nun en güzel sineması olan Emek'in önünden geçerken, gösterimdeki filme baktım.Başrollerini Richard Gere ile Winona Ryder'ın oynadığı duygusal bir filmdi. Geçen gün Gülriz'le muhallebicide yaptığımız sohbeti hatırladım. Gülriz'i alıp bir akşam gelmeliydi.''

Mutlaka ama mutlaka okuyun derim!

Ben son kitabı ''İstanbul Hatırası''nın sayfalarını çevirmeye başladım bile...
Gülbin Tatlıağız

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Yaz Geldi !

Bir çoğumuz tatil planlarımızı yaptık bile...

Okumaya çok meraklı bir millet değiliz ama, tatile çıkarken hemen hemen hepimiz bavulumuza veya çantamıza kalacağımız zamana göre birkaç kitap koyarız.

Peki siz bu seneki tatil planlarınızı yaparken, yanınıza alacağınız kitapları da belirlediniz mi?

Vatan Gazetesi'nin kitap eki seçtiği bir kaç yazar, programcı ve yayın sektöründen kişilerle tatilleri sırasında yanlarına hangi kitapları almayı tercih ettikleri ile ilgili bir röportaj yapmış. Bir tanesine bakalım mı hep birlikte ;

BUKET UZUNER

''Samimi olarak, yazın hafif, kışın daha ağır kitap okumak gibi yaklaşımların ancak şaka olduğunu düşünürüm. Kitaplar aynen yemeklere benzer. Kalteli malzemeyle, emekle, gelenekle hazırlanmış, lezzetli yemeklerle beslenen birini kötü ''fast food'' kesmez. Bu yüzden ben yola çıkarken kitabı kalınlığına ve türüne göre değil, yazarına ve konusuna göre seçerim.
Çeviri kitap seçimimde çok çok önemli bir kıstastır. Çeviri alırken mutlaka çevirmenin kim olduğuna bakarım. Bazan yazarlardan çok, Ülker İnce, İlknur Özdemir, Roza Hakmen, Ahmet Cemal gibi iyi çevirmenler yüzünden kitap almışlığım bile olmuştur.''

Buker Uzuner'in Tatil için kitap seçimi;
Hafta Sonu Tatili ;
Soğuk Kazı / Birhan Keskin / Metis Yayıncılık
Bu Yalan Tango / Selim İleri / Everest Yayınları

Tatil Köyü veya üç günden uzun süren tatiller;
Halide Edip / İpek Çalışlar / Everest Yayınları

Kültür ve Doğa Gezileri;
Paranın Cinleri / Murathan Mungan / Metis Yayıncılık
Yerüzünde Bir Sürgün / Juan Goytisolo / Metis Yayıncılık

Yurt Dışı tatilleri ;
İncir Tarihi / Faruk Duman / Can Yayınları
Bir Buluşma / Milan Kundera / Can Yayınları
Rubailer / Ömer Hayyam / Everest Yayınları

Ben genelde hafta sonu veya uzun tatillerde okumayı bitirmediysem öncelikle o kitabımı çantama atar, tatil süresine göre de alacağım kitabı veya kitapları belirleyip valizime yerleştiririm.
Üç günü geçecek tatillerimde öncelik roman ve biografilerin olur.
Bu sene iznimi iki haftalık bir süreyi bölmeden kullanabileceğim için, yanıma en az üç kitap almayı düşünüyorum.

Seçtiklerim ;

Sevgili John / Nicholas Sparks / Artemis Yayınları

Küçük Arı / Chris Cleave / Pegasus Yayınları


Macar Tefrika-i Müteferrika / İnkilap


Ya sizinkiler ?

Benimle paylaşırmısınız ?

Gülbin Tatlıağız

15 Mayıs 2010 Cumartesi

SEKA POSTASI...Naci Girginsoy




















''Benden yarına bir ses, bir çizgi, bir soluk kalsın...''

'' Her şey solacak dökülecek, unutulacak. Bir aşk kalacak, yaşadığımıza tanık.Seviştiğimiz kalacak...'''

'' Aşk üstüne söz etmenin güçlüğünü şimdi anlıyorum.Gözlerini anlatacak sözcük bulamıyorum. Zamanın küflü, karanlık, uzak kuytularından, taptaze eskimemiş bir tümce çıkarıyorum: Seni Seviyorum.''

'' İnsancıklar'ın Ezilenler'in Fontamara köyünün, Varşova'daki Ölüm ve Korku Günleri'nin derdi, tasacı Dostoyevskilere, İgnazio Silone'lere, Cengiz Dağcı'lara düşer...Şairlere, yazarlara, sanatçılara düşer.''
(Naci Girginsoy)

Merhaba,
Size Sunay Girgin'i tanıştırayım...
10 yaşından beri arkadaşız.
Tam 36 yıldır ...

Gülerek elini uzatır tanıştırdığım kişiye,memnun olur... gülümsemesi daha yüksek ama hafif sitemli bana döner;
''ahh Gülbin ahh bari ikisinden birini söylesen, hemen yaşımızı ortaya koymasan olmaz mı? hep aynı şeyi yapmasan'' der.
Yinelenir durur bu anlarımız...
dostluğumuzun yıl sayısı farklılaşır bir tek.

Ne kadar büyürsek büyüyelim çocukluğumuz, çocukluk anılarımız, kendimize kalışımızda, dostlarımızla sohbetlerimizde, yıllar sonraki karşılaşmalarımızda, bütünümüzde sıklıkla tazelenir, paylaşılır. akar belleğimizden, ruhumuzdan, dilimizden.

Hele yaşamınızda en can dostunuz, o yıllardan gelme ve hala yanyana yürüyorsanız yaşam yolunuzu; o anlar tekrar, tekrar damarınızda dolanır durur.

''Bazı zamanlar, akşam üzerleri antreman yaptığımız beton basketbol sahasından ayrılırken Sunay'ların tam evinin önü olduğu için kendi evime koşmadan, yukarı onların evine çıkardık.Biz mutfağa su içmeğe dalmadan Suna Teyzenin o melodik sesi bize hoş geldiniz der, mutfaktan çıktıktan sonra küçük salonun büyük ve kitaplarla dolu kütüphanesinin önünde, gözlüklerini takmış yazısını yazan Naci amcayı rahatsız etmemek için kısık sesle merhaba der Serdar Ağbi ile paylaştığı odaya dalıp kapıyı kapatır okulun, antremanın en çok da basket koçumuz Sinan Hoca'nın dedikodusunu yapardık.''

Canım Naynay'ın babası Naci Girginsoy (Naci amca) Türkiye'nin en önemli Sanayi kuruluşlarından biri olan,kapatılan Seka Kağıt Fabrikaları'nın bir çalışanı, aynı zamanda o bünye de çıkarılan Seka Postası gazetesinin kurucusu ve yazarıdır.

Gençlik Çımazı (Roman)- Mavinin Ölümü ( Öyküler) - İpek Böceği (Deneme ve eleştiriler) gibi kitapları basılmış, Türkçe'yi kullanımı ve anlatımıyla iyi bir edebiyatçı, iyi bir yazardı Naci Girginsoy.
1982 de vefat etti.

Nisan ayında Naci Girginsoy'un anısına, kızı Sunay Girgin'in ve bir çok ünlü edebiyatçı arkadaşının derlemeleri ve anılarından oluşan, Güngör Gençay ve Kadir İncesu'nun hazırladığı, ''Maviden Yeşile Naci Girginsoy'' adlı kitap çıktı.

Yazmaya tutkun bir adamın, bir babanın, bir eşin, hayatını bulabileceğiniz,Şakir Balkı, Ruşen Hakkı, Sunay Akın, Avni Öztüre, Güneş Buharalı, Güngör Gençay, Kadir İncesu, Muhtar Körükçü, Yalçın Arslan, Fahrettin Demir, Kadir Yüksel gibi bir çok edebiyatçının onunla anılarını ve kitapları ile ilgili düşüncelerini paylaşabileceğiniz çok güzel bir kitap olmuş.

Gerçek Sanat Yayınları
'ndan çıkan kitaba internetten;

www.ideefixe.com
www.kitapyurdu.com
www.leblebi.com

sipariş verip, ulaşabilirsiniz.


Kitap İçeriği;

Naci Girginsoy'un Yaşam Öyküsü
Maviyi Derinliğine Yürümek(Güngör Gençay)
Sunay Girgin İle Naci Girginsoy Üzerine Söyleşi (Kadir İncesu)
Bir Sanatçının Günlüğü (Güneş Buharalı)
Suna Girginsoy'un Gözüyle Naci Girginsoy

NACİ GİRGİNSOY HAKKINDA

Naci Girginsoy İçin Bir Tutam Özleyiş (Şakir Balkı)
Bir Üstadı Tanımak (Mustafa Küpçü)
Mektup (Cemal Turgay)
Naci Girginsoy'u Andık (Ruşen Hakkı)
Kahramanları Kendine Benzeyen Bir Yazar (Naci Girginsoy/Ruşen Hakkı)
Mavinin Ölümü (Muhtar Körükçü)
Gençlik Çıkmazı'nda Naci Girginsoy (Ayhan Hünalp)
Mavi'nin Ölümü (Sadık Güçlü)
Ölüm Yıldönümünde Naci Girginsoy'un Anısına İpek Böceği (Yalçın Arslan)
Körfezde Bir İpek Böceği (Fahrettin Demir)
Mavi Öykücü Naci Girginsoy (Kadir Yüksel)

KİTAPLARI HAKKINDA

İpekböceği (Avni Öztüre)
Bir İstasyon Sonra (Sunay Akın)
Naci Girginsoy'un Tek Gençlik Romanı Gençlik Çıkmazı (Fahrettin Demir)
Naci Girginsoy Deyince (Öner Yağcı)
Gençlik Çıkmazı ve Naci Girginsoy (Hasan Hüseyin Yalvaç)
Gençlik Çıkmazı (Mustafa Aslan)

YAZI VE ÖYKÜLERİNDEN
Gösterge
Masal
Mahallenin Teyzeleri ve Amcaları
Atatürk Yılında
Bir Kucak Dolusu Aferin
Mektup
Minnoş2un Gidişi
Son Kuşlar
Haydar Usta

FOTOGRAFLAR








8 Mayıs 2010 Cumartesi

Annem Belkıs - Gündüz Vassaf


Cumhuriyet'in hayatımıza birçok değişiklik getirdiğini hepimiz biliyoruz.
Fakat bu değişikliklerden belki en çok yararlananlar kadınlar olmuştur.
Cumhuriyet kadınların hayatını baştan aşağı etkilemiştir.
Kızlar çocukluklarında annelerinin elbiselerini, topuklu ayakkabılarını giyip onlar gibi olmaya özenirler oyunlarında.
Benim çocukluğumdaysa çarşaf ya da çarşaf taklidi kıyafetler giyer peçe takardık.
Büyüyüp annelerimiz, ablalarımız gibi bizimde çarşafa bürünebileceğimiz günleri dört gözle beklerdik.
Sokakta bu kıyafetle nasıl yürüyeceğimizin, nasıl alımlı, çekici gözükebileceğimizin, etrafımıza nasıl bakacağımızın talimlerini evde gizli gizli yapardık.
Bizden büyük olanlarsa merakımızı iyice arttıran, birbirinden ilginç sokak maceralarını anlatırlardı.
Tanıdıklardan biri yanından geçen çarşaflı bir hanımdan çok etkilenmiş ve usulca evine kadar takip etmiş.
Tabi onunla gizlice mektuplaşmayı, buluşmayı, hatta kim bilir belki de evlenmeyi canlandırıyor kafasında. Kadın da öyle alımlı alımlı yürüyor ki. Bir de sarışın çıksa diye geçirmiş içinden.
O sakak senin bu sokak benim nihayet kadının evine varınca bir de anlamış ki saatlerdir arkadaşının zenci kalfasını takip ediyor.
Böyle yanlışlıkla kız kardeşlerini hatta karılarını bile takip eden erkeklerin hikayeleri anlatılırdı. Tabii karısı beğenildiğine mi sevinsin, kocasının kendini aldattığına mı üzülsün, çelişik duygular içinde.

Cumhuriyet, kadını esir eden şeriatın zincirlerinden koparmış ve kadına hayatın her safhasında yer açmıştı.
İşte bu zevki, bu hürriyeti ilk tadanlar, heyecanını ilk duyanlar arasında ben de varım.
Okullarda kadınla erkek beraber okuyabildiği gibi kadın danslara gidebiliyor, sinemaya gidebiliyor, çarşafsız ve yanında erkek olmadan sakağa çıkabiliyor, alışverişe, yolculuğa her yere gidebiliyordu.
Hatta Kadıköy'de Şifa'da bir gazinoda bir kız arkadaşımla bira bile içmiştik.Bu muhakkak ki Cumhuriyet'ten evvel yapılan bir şey değildi.
Hatta o gün bir aksilik oldu. Ve polisi çağırıp şikayette bulunduk. Polis bizim bizim bira içtiğimizi görünce ''Canım iyi vakit geçirdiniz ya daha ne istersiniz?'' demişti.
Ama en önemlisi, bir çok kişi tasvip etmese bile çalışmakta ve meslek seçimimizde serbesttik. Evde oturmaya koca beklemeye mahkum değildik. İstediğimiz işte çalışacağımız gibi maddeten bağımsız olmanın yolları da açılmıştı.
Bu haklarımızın kazanılmasındaysa şüphesiz ki kadının Kurtuluş Savaşı'na müteakiben Cumhuriyet ve demokrasi davasına katılmasının rolü vardı.
Gene o yıllarda kadınların oy hakkına sahip olması için her yerde çalışmalar yapan Dünya Kadınlar Federasyonu'nun ( Word Federation of Women ) benim de düzenleme komitesinde çalıştığım beynelmilel toplantısının ev sahipliğini yaptık İstanbul'da. Biz de kadınlar olarak Türkiye'de oy hakkımızı alabilmek için örgütlenmştik. (1934) Türkiye'de dünyada birçok ülkeden önce, kadına oy hakkı tanındı.
(Annem Belkıs - 2-GENÇ BİR CUMHURİYET KADINININ İSTANBUL GÜNLERİ- Şeriat esaretinden kurtuluşumuz )

Gündüz Vassaf, annesinin biyografisini onun ağzından bir anlatımla yazmış.
Kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Cumhuriyet tarihinin önemli ve özel insanlarından biri olduğunu görüyorsunuz Belkıs Halim'in...

Kitapta,İmparatorluğun son yıllarında Balkanlar'da yaşayan dindar bir ailenin Türk katliamı öncesi günlük yaşantısını, Yunan İşgali altında Anadolu, İstanbul'da tek başına yaşayan bir genç kadının yıllarını, Belkıs Halim'in Robert Kolej'den Darülfunun'da felsefe öğrenciliğini, Cumhuriyet'e alışmanın acı tatlı serüvenlerini, Çapkın kur'ancıları, İstanbul semalarında kızlı erkekli atılan uçak turlarını, başlarından eksik olmayan gizli polisi, 2.Dünya Savaşı yıllarında Harvard'da erkekler arasında okuyan Belkıs Hanımın, Amerika'nın akıl hastanelerinde yarım asır süren psikologluğunu, Moskova'da Türk kominislerinin ibret verici serüvenlerini buluyorsunuz...

Okuyun derim...

Gülbin Tatlıağız

4 Mayıs 2010 Salı

MAZHAR OLMAK


Bizim gençliğimizde ciltli defterlerimiz vardı.
Cilt kapaklarını kendi renklerimiz veya desenlerimizle süslediğimiz. Deftere heyecanlarımızı , aşklarımızı, ayrılıklarımızı, zamanın etkilendiğimiz veya bizi etkileyen olaylarını, üzüntülerimizi, kahırlarımızı yazar, hayranı olduğumuz ünlülerin, önemli olayların fotograflarını gazetelerden, dergilerden kesip yapıştırırdık.
Araya şiirler katar, anket sayfaları açar, doldurmaları için arkadaşlarımıza verirdik.
Mazhar Alanson'un kitabını elime ilk aldığımda lise çağlarımdaki defterim aklıma geldi. Keşke saklasaymışım.Ne güzel bir belge olurdu o dönemime ait.

Mazhar Alanson'un kitabı çok güzel olmuş. Hem bir dönem anlatılışı, o güzel şarkıların yaradılışı, sözlerin ilk halleri, notaları, resimleri, hayatının önemli anlarıyla, rengarenk bir yaşamın rengarenk bir kaydı ''MAZHAR OLMAK''. İçinde bir de cd'si var.Şu an bunları yazarken dinlediğim.Öyle ki sanki yanımda, bana söylüyormuş gibi hissettiren...

''Bu cd'deki şarkılarımı mikrofon karşısına geçip bir kerede gacırtısı, tısı, tuşu, detonesi, şaşırması, heyecanı, duygusu, hepsi içinde ardarda çaldım söyledim. Neticede sonradan hepsini en düzgün haliyle çaldıysam da; daha daha sonra ilk kaydıma geri döndüm. Dinlerken hatıralar, yıllar gözünüzde canlanabilir. Ne de olsa sahibinin sesinden. Siz de yavaştan yaşlandığınızı hissedebilirsiniz. Eski, yeni aşklarınızı hatırlayabilir, ya da yeniden aşık olmak isteyebilirsiniz. Bir ipucu vereyim. AŞK zordur aklınızda bulunsun.Resimlerime gelince yıllar içinde yaptığım şeyler. Acele etmeden, bazen de acele ederek hazırladığım ve yazdığım bu kitapta bir üniversiteli gencin aşıklar gününde sevgilisine hediye olarak alabileceği fiyattan olsun istememe rağmen, galiba kolleksiyoncular ve meraklıları ilgilendirecek bir fiyata satılacak. Kitaba umarım sıkılmadan bakar, okur, dinler ve seversiniz.Böyle bir örnek olduğunu görmedim. Umarım siz de seversiniz.'' demiş önsözün de Mazhar Alanson.











3 Mayıs 2010 Pazartesi

Samsun Asfaltı

Yeni Türkü'nün o güzelim Samsun Asfaltı ( Mamak Türküsü ) şarkısını bilirsiniz değil mi?

Geldiğimizde otlar yemyeşildi / Ve kuzeydeydi güneş / Kömür deposu boşaldı işte / Mamağa sonbahar geldi./ Güneş altında tutsaklar / Geçen sonbahara bakıyorlar./ Şirin mi şirin gecekondu evleri / Samsun asfaltında otomobiller/ Ne güzeldir yollarda olmak şimdi...

Bu kitabı görünce bu şarkının hikayesinden yola çıkılmıştır, o dönemin yaşanılanlarının hikayeleri vardır içinde diye düşünmüştüm. Aslında özündeki anlam çok farklı sayılmaz.
Hayatla bağ kuran öykülerle oluşturulmuş ''Samsun Asfaltı''.

19 Öykü'den oluşmuş bir kitap. Ankara ve İstanbul'da geçen hayatın içinden öyküler.
Yazarı : Demet Eşrefoğlu Vardar
Chivi Yazıları Yayınevi'nden Mart 2010 da çıktı.

Okuyun derim...

Gülbin Tatlıağız

24 Nisan 2010 Cumartesi

Yaratıcılar

Kitap kapağında da görüldüğü gibi bir çok ''Yaratıcı'' ismin, bilinmeyen ve sıradışı yanları Paul Johnson tarafından yazılmış ve NTV Yayınları'ndan çıkmış.
Victor Hugo şu soruyu sorduruyor; '' Yaratıcı deha, düşük zeka ile birarada olabilir mi?''
Bu yaratıcı isimlerin farklı yanlarını okurken tarihin sayfalarında da uzun bir yoculuğa çıkıyorsunuz.
Okuyun derim...
Gülbin Tatlıağız

24 Şubat 2010 Çarşamba

TÜYAP Bursa 8.Kitap Fuarı

Bursa Kitap Fuarı,TÜYAP tarafından 27 Şubat - 7 Mart tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde kitap severlere 8. kez kapılarını açıyor.

Yaklaşık 220 yayınevi ve sivil toplum örgütünün katılacağı fuara, Sunay Akın, İnci Aral, Mine Soysal, Server Tanilli, Üstün Dökmen, Adnan Binyazar, Cemil Kavukçu, Canan Tan, Ercan Karakaş, Şükran Soner ... gibi pek çok yazar , şair, bilim insanı ürünleri ve söyleşileriyle katılıyor.

7 Mart Pazar günü , fuar etkinliği içinde '' 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ''de kutlanacak. Etkinlik boyunca, panel,film gösterisi ,söyleşi ve ''Sevgi Korosu''nun seslendireceği dinletiler olacak.

Fuara giriş ücretsiz. 11:00 - 20:00 saatleri arasında açık olan fuar kapanış günü olan 7 Mart tarihinde ise kapılarını 19:00 da kapatıyor.